24 Ocak 2026 - Cumartesi

Devlet Düşmanı!

Devlet düşmanlığının silahlı terör örgütlerinin yanısıra esasında sosyal-kültürel ve ekonomik boyutu var. Özellikle bu sosyal-kültürel boyutunda çoğumuz farkında olmadan devlete örtülü düşmanlık yapıyoruz! Belki farkında olanlarda vardır ancak de

Yazar - Bayram Türkmez
Okuma Süresi: 8 dk.
Bayram Türkmez

Bayram Türkmez

golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077
Google News

Devlet Düşmanı!

       Devlet düşmanlığının silahlı terör örgütlerinin yanısıra  esasında sosyal-kültürel ve ekonomik boyutu var. Özellikle bu sosyal-kültürel boyutunda çoğumuz farkında olmadan devlete örtülü düşmanlık yapıyoruz!  Belki farkında olanlarda vardır ancak devlet düşmanlığının bataklığı da sosyal-kültürel yansımalardır.

    En basit bir örnek verecek olursam,  Devlet Kurumlarında cinsiyet ayrımı yoktur İNSAN olarak herkese eşit bakar. Kadın – Erkek diye ayırmaz. Ancak, bazılarımız devlet kurumunda görev yapan gerek müdür, gerek hakim kadına “Müdüre - hanım”, “Hakime - hanım” gibi sözlerle hitap ederek devletin bir kuralını çiğneyerek, cinsiyet ayrımı yaparak  devlet düşmanlığı yapmış oluyoruz. Bunu bir de kadınların yapması yok mu? Çok tuhaf buluyorum. Halbuki Atatürk ile eşitlik haklarına kavuştular.

    Devlet düşmanlığı en çok Türkçe alanında var. Anayasanın değişmez maddeleri arasında yer alan “Türkçe” dilimiz yerine yabancı dil kelimelerini tercih edenlerde örtülü devlet ve millet düşmanlığı yapıyor.  Çoğumuz farkında değiliz ancak Türkçe karşılığı var iken kullandığımız her yabancı bir kelime bir kurşun gibi, hatta bir bomba gibi kültürümüze, tarihimize zarar veriyor.

  Temelinde tarih süzgecinden bugünlere gelen kelimelerin bir harfini dahi yok etmek, bozmak ya da içini boşaltıp anlam değişikliğine fırsat vermekte kurşundan daha öte güdümlü bir füze gibi kültürümüz ve tarihimize vurulan ciddi bir darbedir. Bakın Anadolu'nun duru türkçesi nasıl kaybolmak üzere, bunlar durup dururken olmadı ya!!

    Anayasa'nın  değişmez maddeleri arasında yer alan "Türkçe "yerine yabancı kelime kullanmakla, anayasayı hiç sayıp  sadece devlet düşmanlığı değil aynı zamanda Türk milletinin derin tarih ve kültürünü yok ederek bu milleti köklerinden kopartacak düşmanlık ediliyor.

     Kim bu düşmanlar diye halen ne siz sorun ne de sağda solda arayın. Yaşadığınız bölgeye bakmanız yeterli olacaktır. Sosyal medya gibi çok güçlü bir iletişim aracında düşünsel seyahat etmeniz konunun vehametini size gösterecektir.

     Çoğumuz bunun farkında değiliz ancak farkında olanlarda var. Bu düşmanlığı bilinçli ve sistemli şekilde yapanlar en başta içimizde etnik ırkçılar ve dinsel bölücüler olup, birde bunları destekleyen sömürgeciler ile milli mücadeleden kalan tohumları var.

Milli Mücadele döneminden kalan  ve tarihteki adı 150’likler diye bilinen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Milleti, Atatürk, Türk Tarih ve Kültürü düşmanı olan bu işbirlikçileri de bir okuyun. Bu 150’likler konusunu unutturmak için çok çalışmışlar ve başarılı da olmuşlar.

Bugün birçok etkili, yetkili hatta tarihle yakından ilgili olanlara, öğretmenlere vb. karşılaştığımda 150’lerin hikayesini biliyormusun? diye sorduğumda maalesef hiç bilgileri olmadığını görüyorum.

 Oysa, bugün ülkemizde toplumsal sorunlar yaşıyorsak bunların temelinde 150’liklerin hikayesi var. Kendileri olmasa bile zihniyetlerini yürütenler var. Bunlar ayrı ayrı gibi görünselerde,  etnik ırkçılar ve dinsel bölücüler ile aynı amaçta birleşip bu devlete de, bu millete de düşmanlık yapıyorlar. Hem de doğal yollardan.

Türkçe’ni bozarak, yok ederek, anlamlarını değiştirerek, devlet kurumlarındaki kuralları hiçe sayarak, Köklü tarih ve kültürüne sahip çıkılmasının yolunu kapatarak.En yakın tarihimiz olan kurtuluş ve kurucu felsefemiz olan bağımsızlık için verdiğimiz milli mücadele savaşımızın izlerini kaybettirerek, unutturmaya çalışarak. 

    Gölbaşı ilçemizden de bazı  örnekler  vereceğim. Dönemin Haymana toprakları, bugün Gölbaşı’nın bazı yerleşim alanlarında da Sakarya Muharebesi’nin izleri var. En başta Çayırlı Mahallesi’nde kurulan Askeri hastane ve bu hastane de şehit olan 300 askerin köy mezarlığına gömülmesi hikayesi var. Karagedik’le ilgili yine “milli mücadele de dayanışma” hikayesi  var. Günyüzüne çıkmamış eminim ki başka hikayeleri vardır. Ancak, bu günyüzüne çıkan milli mücadele hikayelerinin izlerini yıllardan beri söylerim, yazarım. Konu belediye meclislerinde konuşulur kararlar alınır ancak bir müze ve şehitlik yapılması konusunda bir çalışma yapılmaz.

 Ramazan Şimşek başkan döneminde biraz girişimler yapıldı ancak bu dönem maalesef baştan savma işleri gördük. Belediye meclisinde MHP’li 2 meclis üyesi konunun peşine düşmüş “ne oldu verdiğimiz önerge, alınan karar ve komisyon raporu?” diyor ancak buna bile cevap verilemediğini öğreniyorum. Çok rahatsız edici bir durum.  Günümüz Türkiye şartlarını görünce, Milli Mücadele ruhuna ne kadar ihtiyacımız olduğu da ortadadır ancak birileri milli mücadele ruhunu canlandırmak,  gerçek/yaşanmış hikayelerimizi bile gelecek kuşaklara aktarmak için çalışma yapmak istemiyor! (güya siyaset uğruna harcıyor).

   Bir de, ilçemizde yaşanan ve en çok şehit verilen 15 Temmuz hain saldırısı var ki, bu konuyu da ilçe merkezi gündeminden uzak tutmak için hayli çaba sarfedildiğini görüyoruz. Neden unutturulmak isteniyor acaba? Belediye de fetöcüler mi var yoksa bunları koruyanlar mı var? Mecliste 2 MHP’li meclis üyesi çıkmış Konya Yolu alt geçidinin adını  Gölbaşı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak isimlendirelim diye önerge veriyor ancak meclis başkanı bu konuyu gündeme almaya gerek yok, takip edelim! diyerek geçiştiriyor.

     Devlet düşmanlığı nasıl olur diye de sormayın daha! Terör örgütlerinin beslendiği/moral bulduğu her şey  devlet düşmanlığıdır.

     Türkçe karşılığı var iken yabancı kelimeler kullanmak devlet düşmanlığıdır, Köklü Türk Tarihi var iken bütünlük içinde almamak “Türk Devletleri” düşmanlığıdır, Milli Mücadele ruhunu yaşatmamak Türk Devleti/kahraman Türk Milleti düşmanlığıdır, Devletin kurumlarındaki makamlarda cinsiyet ayrımı yapmak devlet düşmanlığıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi din işlerinden sorumlu kurum dışında dincilik/ kurumsal öğreticilik  yapmak devlet düşmanlığıdır.

     Böyle yazıyorum diye de kimse kızmasın, sadece iki elini başının arasına alıp düşünsün.  Bir kurumla uğraşmak, kurumsal tahribatlar yapmak  devlet düşmanlığıdır.

    Devlet Düşmanlığı adına çok örnekler verilebilir ancak çoğu da insan hakları, demokrasi ya da özgürlük adına normalleştirilirken bunun temelinde de milli mücadele ruhunun kaybedilmesi yatıyor. Ve devlet düşmanları sosyal-kültürel duruşlarıyla bunu başarıyor.

    En büyük zafiyetimiz ve açık alanımız buradadır. Bunun tek ve kalıcı çözümü de milli mücadele ruhunu/yerli ve milli bilinci yaşatmaktan geçer.

 Bizler de böyle yazılarla farkındalık oluşturmak için aklımızın erdiğince dokunmaya çalışıyoruz.

   Ve 24 Ocak 1993 tarihinde katledilen  vatansever/milletsever- Yazar-Araştırmacı Gazeteci Uğur Mumcu’yu güzel bir sözü ile  analım. “ Tarafsız aydın olmaz. Aydın, halkın devrimci savaşına inanmış insandır.Tarafsız aydın olmak kamuoyunu dolandırmak demektir.” Ruhu Şad Olsun.

24 Ocak 2026

Saygılarımla

Bayram Türkmez

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları