Ezberci sistem aynı zamanda "örtülü devlet düşmanına" dönüştürüyor.
Ezbercilik var, şartlamışlık var. Örtülü olarak devlet-insan düşmanlığı var farkında değiliz!

Bayram Türkmez
golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077Ezberci sistem aynı zamanda "örtülü devlet düşmanına" dönüştürüyor.
Devlet Kurumu olan Türk Dil Kurumu'nun çok önemli bir kurum olduğunu bilmeyen yoktur! demeyeceğim çünkü önemini bilen parmak sayısı kadar.
Bu kurum çok etkili çalışmalar yapmasa da, siyasiler başta olmak üzere ülkemizi yönetenlerin, bu kurumu RTÜK gibi etkili ve Türkçenin korunması ve yabancı kelimelerin işgalinden kültürümüzü kurtarması için yaptırım yetkisi vermesi şarttır.
Bugün etkisiz duruşuyla doğru çalışmalar yapsa da, bu doğruları da kimse takmıyor! Yani ciddiye almıyor yani bu kurumun söylediklerini hiçe sayıyor.
Yani, bu kurumu pasifize edilmesine katkı verilmiş oluyor.
Oysaki "dil" deyince "Türkçe" deyince akan sular duruyor, hatta yılda 2 defa bile varlığını kutluyoruz. Hatta ve hatta Türk Dünyası ortak dili olması için çaba sarf ediyoruz. Zaten önemini bilmeyen ya ezbercidir, şartlanmıştır! Ya da kendi dillerini (Türkçeyi bozarak) yaygınlaştırmaya çalışan etnik ırkçıdır.
Ancak, ben bunun temelinde ezbercilikten gelen şartlanmışlık olduğunu düşünüyorum.
Bu duruma bazı örnekler vermek istiyorum.
Geçen hafta burada yazdığım Türk Dil Kurumu açıklaması bu duruma bir örnektir.
TDK'ye sorduğum soru; Camii yerine Cami veya "Camisi"yazılması, Camii'nde yerine " Camisi'nde "olarak yazılması Türk dili kurallarına ve Türkçe'ye uygun olduğu, böyle olması gerektiği açıklanmıştı.
Ama gel gör ki, başta bizim Gölbaşı'ndaki bazı kurumlar açıklamarında ve sosyal medya paylaşımlarında "Camii" diye cümle arasında yazmaya devam ediyor. Bir de "Camii'nde" diye bir kelime üretiyor.
Bu duruma başta Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer ilgili kurumlar "dur, doğrusu budur" diyebilmelidir.
Bu ezberci sistemin getirdiği şartlanmışlıkları ortadan kaldırıp düşün alemimizi genişletmeliyiz.
Basit bir örnek daha verelim.
Bu da çok sık yapılıyor. Adliye de kadın Hakim için "hakime hanım" diyenler veya kadın müdür için "müdüre" hanım diyenler var. (söyleyenlerin kimisi de demokrasi ve insan hakları savunucusu)
Oysaki bu devlet görevlilerinin kapısındaki tabela da ne "hakime" yazar, ne de "müdüre" yazar.
Çünkü devlet kadın-erkek diye ayırmaz, cinsiyet ayrımı yapmaz herkese "insan" gözüyle bakar.
Cinsiyet ayırımı yapmayan devlet kuralını tanımayanlar doğal olarak örtülü devlet düşmanlığı yapıyor! Ancak farkında değil. Çünkü, şartlanmışlık var.
Bu şartlanmışlık içimize o kadar işlemiş ki "konuksever " misafirsever" yerine -misafirperver-kelimesini kullanıyoruz.
"Güzelim, SEVGİ'den gelen ana sütü gibi öz Türkçe "Sever"kelimesi ve eki var iken "misafirperver'liğini gösterdi " gibi kelimeler kullanmak ne demek? "
Bunu çoğu kamu kurum yetkilileri açıklamalarında yaparak topluma böyle örnek oluyorlar.
Aslında sadece Türkçe'yi pasifleştirmiyorlar, birde "sevgi" kelimesinin ruhuna da adeta fatiha okutturuyorlar!
Bunlar ezelden beri gelen ezber kaynaklı şartlamışlıkların eseri olup, halbuki "Konuksever", "Misafirsever " dese bunun ne cezası var, ne günahı. Camii yerine "Cami/Camisi" dese günahı ve cezası yok, müdüre veya hakime yerine "müdür-hakim" dese günahı yok, cezası yok.
Ama, ezbercilik var, şartlamışlık var. Örtülü olarak devlet-insan düşmanlığı var farkında değiliz!
Saygılarımla
Bayram Türkmez
01 Ekim 2026

