12 Ağustos 2026 - Çarşamba

Gündemde ÖCALAN açılımı var! Kamuoyu tepkisi de var!

Milli Mücadele döneminde düşmanla işbirliği yaparak Türk Milletini sırtından hançerleyen, Türk topraklarını işgal ettiren ve Türk Milleti'ni yok sayarak kendi çıkarları doğrultusunda hainlik edenleri bile TBMM'de affettik!

Yazar - Bayram Türkmez
Okuma Süresi: 7 dk.
Bayram Türkmez

Bayram Türkmez

golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077
Google News

Ülke gündemimiz Öcalan açılımıyla ve sonucunda getirilmesi düşünülen AF Yasası ile meşgul olurken, Milli Mücadele döneminde düşmanla işbirliği yaparak Türk Milletini sırtından hançerleyen, Türk topraklarını işgal ettiren ve Türk  Milleti'ni  yok  sayarak kendi çıkarları doğrultusunda hainlik edenleri bile TBMM'de affettik!

    Bırakın sokaktaki vatandaşı, tarih ögretmenleri ya da tarihle yakından ilgilenenlerin bile gündeme getirmediği,  hatta  unuttuğu/unutturulduğu 1938 yılında  Atatürk ölüm döşeğindeyden yerine bakan TBMM Başvekili (Başbakan)Celal Bayar tarafından AF Kanunu (Atatürk'ün isteği olduğu belirtilerek) ile hain olarak ilan edilenlerin hepsi af edildi.

     Tarihte 150'likler diye geçen bu işbirlikçiler, TBMM tarafından düşmanla işbirliği yapıp, Türk Milletini sırtından hançerlediği için 1924 yılında HAİN ilan edildi ve Lozan anlaşması gereği sürgün edildiler.  Bu hainler 1927 yılında Türk Vatandaşlığı'ndan çıkarıldı. 1938 yılında da genel af ile tekrar Türkiye'ye dönüp, vatandaşlığa geçmeleri sağlandı. 1950 yılına kadar da çocukları ve torunlarının devlette görev almamaları yasa ile karar altına alındı.

    Bu olay tarihin belki de en derin izlerini bırakan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin geçmişiyle birlikte geleceğini de etkileyebilecek olmasına rağmen kimse konuyu anlatmıyor. Anlatanda çok cılız kalıyor böylelikle bu konu unutuluyor.   Zira, bu  150'likler (aslında tespit edilen 1000 kişi) düşmanla işbirliği yapmış, TBMM hain demiş, Türk vatandaşlığından çıkarmış ve sürgüne göndermiş. Bunlar 1938 yılında geri döndüklerinde Atatürk ve Cumhuriyet devletine düşman  olarak bakmamışlarmıdır? Kin ve öfke kusmamışlarmıdır? Sinsi planlar yapmamışlarmıdır? Yine  milli mücadele döneminde olduğu gibi düşmanla işbirliği  yapmamışlarmıdır?Hiç  sanmam, işte  bu etnik ırkçılar ve dinsel bölücüler bugünde aynı amacla Türk Devleti ve Türk Milleti düşmanıdırlar.

    Bugün PKK...ve diğer uzantılarının kurucusu/işbirlikçisi olan Öcalan ve avanesine de bir  af sözkonusu olarak TBMM'de kararlar alınıyor, yasalaştırılmaya çalışılıyor. 

     Yaklaşık 50 yıldan beri Türk Milletini ve Türk Devletini yaptıkları terör eylemleri ile sosyal, kültürel ve ekonomik olarak olumsuz etkileyen bu gücü bertaraf etmenin yolu nedir? diye sorsam çoğumuz silahlı çözümü önerirken, Türk vatandaşlığından çıkarılsın, Sürgün edilsin hatta idam yeniden gelerek gereği yapılsın! gibi düşüncelerimizi  kolaylıkla paylaşırız.

    Ancak, görülüyor ki, bu konunun uluslararası bağı da var.  Terör örgütü elebaşı Öcalan yakalandığında neden idam edilmediği de ortadadır.

    Türk Devleti ve Türk Milleti olarak halen Bağımsızlık mücadelesi verirken sömürge ülkelerinin işgallerinden kurtulmak o kadar kolay olmadığı da belli. İşgal deyince sadece toprak işgallerini anlatmıyorum. Türkçe'nin işgali, Ekonominin işgali, Kültürel işgal...gibi işgaller toprak işgalinden daha da zor ve etkili olanıdır. Ancak, bu konu da sömürge ülkeleri kısmen başarılı olmuştur. Toprağımızı silahla işgal etmeye kalksalar kolay değil, zira Türk Milleti'nin her bir ferdi bu duruma DUR der.

       Ancak, sömürge ülkeleri ve işbirlikçileri;  sinsi planlarıyla,  önce bu milletin özgüvenini yok  etme, Türkçesini bozup kültürünü ve tarihini erozyona uğratma, yaşam koşullarını ağırlaştırıp sadece karın tokluğunu veya bencilce yaşamı düşünebilecek ezber sistemini yerleştirme faaliyetleri gibi Psikolojik Harp Tekniklerinde kısmet başarılı olmuşlardır.

    Bugün sanal alemde  birçok tepki olmasına rağmen  TBMM'de milletvekilleri tarafından çıkarılmaya çalışılan AF YASASI karşısında "şaşkınlık ve bilinmezlikle" takip edilmesi bunun sonucudur. 

    Herkes aynı zamanda bu terör meselesinin çözülmesini isterken, yöntemi konusunda oluşan tartışmalarda ülkemizin bütünlüğünün, milletimizin birliğinin, dirliğinin kaybolacağı endişesini taşıyor. Bana göre de bu endişeyi taşımak için haklı payları var.

    Çünkü, genetik olarak kodlanmış olan etnik ırkçılar ve dinsel bölücüler amaçlarından dönmezler. Çünkü, genetik şifreleri buna izin vermez. Bu teröre sempati duyan veya pasif etkilenen kitleye yön vermek mümkün olabilir. Riskli, ancak bu da bir kazanım olacaktır.

   Tabi ki, müstakil olarak güçlü devlet,  güçlü millet duruşumuzla artıları  olacaktır.  Sonucunda bu terör belasından yılmayan  yok, yorulmayan yok ve çözümünü  istemeyen yok. Madem silahla 50 yıla yakın süreden beri çözülmedi yeni mücadele yöntemlerinin ortaya çıkması beni şaşırtmıyor.  Zira, 1938 yılında yine bu TBMM'de çıkarılan yasa ile Hainler af edildi ve hainlikleri ortadan kalktı ve bunların çocukları, torunları da 1950 yılından sonra devlette görev almaya başladılar.

     Şimdi, Türk  Milletinin birliğini, dirliğini, ülkemizin bütünlüğünü düşünen bizler adına karar alan TBMM'deki çoğun milletvekilleri ezberlerimizi bozmaya da devam ediyor. Toplumsal olarak  sorgulama yeteneğimizi yeniden kazanıyoruz. Görünmeyen yönleriyle bu önemli kazanım düşün alanımızda birçok tabuyu da yıkacak, ezber olan tabulaşmış ne kadar toplumsal duruş varsa da onları da etkileyecektir. Onun için konunun olumsuz ve olumlu yönlerini de görmeye çalışıyorum.

     Umutlarım var  ancak soru işaretlerimde var!

Türk  Milleti  ve Türk Devleti olarak   bütünlüğümüzün bozulma ihtimali  endişelerininde giderilmesi gerekiyor.  Bunu da sağlayacak olan bu projenin uygulanmasına karar verenlerdir.

    Sonucunda  sokaktaki bir  vatandaş olarak  düşüncelerimi anlatmaya çalıştım.  Malesef hafızamız zayıf ya da zayıf düşürülüyor. 1938 yılında af edilen hainler olan 150'likler konusu her dönem gündemde olsa idi, bugün TBMM'deki milletvekilleri böyle  bir  Af konusunu gündemlerine alamazlardı. Bir "sarı öküz" hikayesi var ya, onun gibi işte. Sarı Öküzü vermişiz ve 150'likler hiç gündeme gelmemiş, gençler bilmiyor, okullarda okutulmamış, siyasette  konuşulmamış...Bu tarihi olay yok sayılabiliyor ise, birçok konu gelecekte de yok sayılma ihtimali vardır. 

     Onun için tarihimizle birlikte  hafızalarımızı sürekli diri ve güncel tutmak zorundayız. Geçmişten ders almasını bilmeliyiz. Hele de güzel Türkçemizi (özellikle Anadolu Türkçesi) korumalıyız. Bunlar bizim hafızalarımız, birikimlerimiz ve geleceğimizi inşa eden kültür yapımızdır.

    Biz gazeteciler olarak ne yapabiliriz ki,  böyle yazarak düşüncelerimizi paylaşmaktan öte, bazı hatırlatmalar ile toplumsal bilince katkı sunabilirsek ne mutlu bizlere, karınca misali elimizden gelen budur. Gerisi Türk  devletine ve Türk milletine güvenmektir. Güvenmeye devam edeceğiz.

Saygılarımla

Bayram Türkmez

11 Ağustos 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları