16 Nisan 2026 - Perşembe

EĞİTİMİN SORUNLARININ, KÜLTÜRÜN YOZLAŞMASININ SUÇLUSU BELLİ!

Okullarda oluşan şiddet olaylarıyla gündem olan ülkemizde önce Şanlıurfa, sonra Kahramanmaraş hepimizi derinden yaralamıştır. Bu durumun başında "Şanlı","Kahraman" gibi il isimlerin olması da ayrı bir konu.

Yazar - Bayram Türkmez
Okuma Süresi: 6 dk.
Bayram Türkmez

Bayram Türkmez

golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077
Google News

Okullarda oluşan şiddet olaylarıyla gündem olan ülkemizde önce Şanlıurfa, sonra Kahramanmaraş hepimizi derinden yaralamıştır. Bu durumun başında "Şanlı","Kahraman" gibi il isimlerin olması da ayrı bir konu.

   Aslında, izlenilen televizyon  filmlerine, sinemalarda gösterime sunulanlara, internet sosyal ağlardaki paylaşımlara ve dijital oyunların sonuçlarını değerlendirdiğimizde kendilerini “Süpermen” sanan çocukların hayallerini gerçekleştirmeye çalıştığını görürüz. Buna bir de aileden gelen etkileşim ile arkadaş çevresi eklenince bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok.

    Bakın televizyon dizilerine 30 diziden 29’unun verdiği mesajda emek yok, dayanışma yok, düşünmeye sevkeden aklın ve bilimin yolundan gidebilecek ortamlar üreten hiçbir yansıma yok. Aynı şekilde son 20 yıldan beri Türk sineması da aynı kültürel yozlaşmaya çanak tutuyor.  Sosyal medya ağları ile çığırından çıkan bu durum bir de sanal oyunlar ile birleşince kaçınılmaz son ortaya çıkıyor.

Burada çocukların suçlu olduğunu düşünmüyorum. Başta eğitim sistemi, oluşan kültürel erozyon, aile ilişkileri ile devamında okul içindeki ilişkiler ağı bir canavar oluşturuyor. Eğitim kurumu olan okullar malesef artık  bir çocuğu eğitmekten yoksun kalıyorsa, amacını da taşımıyor demektir.

  Hiç bir emek vermeden “Süpermen” olabilmeyi, hiçbir emek vermeden “kolay para kazanmanın yolları”, hiçbir emek vermeden “rahat yaşamanın koşulları”, hiçbir emek vermeden “dünyayı fethetmeye” çalışan düşüncelerin oluşmasında  “EMEK” in ne olduğunu unutturulmaya çalışılmasından beri bu sorunlar yaşanıyor.

 Belki de önce EMEK nedir onu göstermek/ögretmek gerekiyor. Bu konu da Gölbaşılı hemşehrimiz Sayın Mustafa Güçlü'nün "Emek Mücadelesinin Tarihi" adlı kitabını tüm yöneticilerin okuması gerekiyor.

     "Emek  vermeden hazıra konmak" deyimi önemlidir.

  Bu durum aynı zamanda köklü tarih ve kültürümüzden kopuşun da bir işaretidir.  Burada tv, sinema, internet ve medya gibi topluma yansıyan tüm unsurların önemi bir defa daha ortaya çıkıyor. Burada RTÜK bile sorgulanmalıdır.

Yerli filmlerden Recep İvedik sineması niye rekorlar kırmıştı halen anlamış değilim. Adam küfür ediyor izleyici ona yine gülüyordu.  Yabancı sinema filmlerinden Yüzüklerin Efendisi serisi neden rekorlar kırmıştı.

   Bu durumu sadece eğitim bakanlığı değil, kültür bakanlığı da analiz edip bir sonuç raporu hazırlayıp meclise sunmuşmuydu? Sanmıyorum çünkü öyle bir dertleri yok!

   Emeğin, dayanışmanın , aklın ve bilimin yolundan çıkarılmak zaten Türk milleti üzerinde oynanan büyük bir oyundur  ve  başlı başına ülkemizdeki sorunların temel kaynağıdır. 

       Atatürk, bunun önemini “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Kültürdür.” diyerek anlatmıştır.

      Ancak, biz kültürün manevi değerlerini unutup onu da maddi/ekonomik değerler arasına aldık. Manevi deyince de sadece din boyutunu alıp, onu da ezbere dayandırıp, TRT de bile Kuran-ı anlaşılır biçimde okumaya teşvik edileceği yerde, Ezberleme yarışmaları düzenledi. Malesef  Ahlak ve İnsanın Özüne ulaşma boyutunu 2. plana attık. Bunu kamu eliyle yapıyoruz.

    Zaten,  Kültür ve Turizm Bakanlığı adının aynı yerde geçmesi de bana çok ters geliyor. Eğitim ve Kültür bir arada olmalıdır.

    Bu kültürel yozlaşmanın temelinde var olan koşullar dış mihraklar ve onların işbirlikçileri tarafından da bir proje halinde sunulması kaçınılmazdır. Zira, ülkeler bugün silahla işgal edilemiyor, kültürlerinin yozlaştırılması, tarihlerinin unutulmasıyla hem ucuz ve kolay yönden işgal ediliyor.

     Bu sorunu da aşmanın yolu belli. Başta köklü/duru  Anadolu Türkçemizle birlikte tarihi bağlantılarımızın var olduğu kültürü kuşaktan kuşağa aklın, bilimin yolunda aktarılmasını sağlamaktır.

    Bu ülkenin kurucusu ve birleştirici gücü Mustafa Kemal Atatürk,  sadece köklü tarihimizi  değil sonsuz güzel geleceğimizle ilgili yolu da çizip rehber olmuştur. Onu takip etmek tek kurtuluş reçetemizdir.

 Bu rehberin ve reçetenin dışında yol arayanların,  bu milli ruhu kaybedenlerin oluşturduğu siyasi, sosyal, kültürel çalışmalar maalesef bugünkü bu  olumsuz olayların kaynağını oluşturmuştur. Benim, nazarımda suçlu da bunlardır.

     Türk Milli Eğitim Sistemi olan “Köy Enstitülerinin” önemini bugün genç kuşak çok anlamaz, anlayan da orta kuşaktan ve yaşlı kuşaktan bir kısım insan.

    Zira, Atatürk sonrası siyasetimizde  bunun üzerine kurulmadı çünkü eğitim sistemizi-kültürümüzü 1949 yılında Amerikalılara teslim ettik.

TBMM kayıtlarından bu linki inceleyebilirsiniz. https://www5.tbmm.gov.tr/.../kanun.../kanuntbmmc03205596.pdf 

Onun için bu konu da Atatürk’ün şu sözü bize rehber olmalıdır. "Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz.  İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.  Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir."

     Önce Şanlı Urfa’da, dün de daha acısını yaşadığımız Kahraman Maraş okullarında yaşadığımız olaylarda hayatını kaybedenlerin mekanı cennet olsun,  acılı ailelerine başsağlığı dilerim. yaralılara şifalar dilerim.

Sevgi ve Saygılarımla

Bayram Türkmez

16 Nisan 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları