09 Mart 2026 - Pazartesi

Gölbaşı siyaseti üzerine biraz sohbet edip, dertleşelim!

Siyasetin sadece acımasızlığı yok, siyaset aynı zamanda çok vefasız! Gölbaşı siyaseti üzerine biraz sohbet edip, biraz dertleşelim!

Yazar - Bayram Türkmez
Okuma Süresi: 11 dk.
Bayram Türkmez

Bayram Türkmez

golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077
Google News

Siyasetin sadece acımasızlığı yok, siyaset aynı zamanda çok vefasız!

Gölbaşı siyaseti üzerine biraz sohbet edip, dertleşelim!

Yıllardan beri yazıp söylerim “Siyasi Partiler Kanunu-Seçim Yasası” değişik yapılıp, seçilen ve seçilecek herkese kriterler getirilmesi gerekiyor. Bunların başında meclis üyesinden, belediye başkanına, STK lara, kooperatiflere, site yöneticilerine…aklınıza gelebilecek ne kadar seçilecek gelirse hepsine öncelikle ÖNSEÇİMle seçilme zorunluluğu, en fazla 2 dönem şartı, parti değiştirenlere çeşitli yaptırımlar, aday olacaklara proje sunumları ve proje dışına çıkanlara yaptırımlar, parti tüzüğü okuma şartı, etnik ve dini temsilciler hariç- tüm kamu yararına sosyal faaliyetlere katılma ve uygulama şartı gibi birçok kriterler birçok sorununda kendiliğinden çözümünü getirecektir…

Ben buna inanıyorum ancak bugün Gölbaşı siyaseti üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. İlçemizdeki siyasetin vefasızlığı mı desem yoksa oluşturulan yanlış ekiplerin akibeti mi desem, kimbilir belki de bir arkadaşın dediği gibi “hepsi danışıklı dövüş, ilçemizde siyaset bir merkezden yönetiliyor” iddiasını mı söylesem bilemiyorum artık orasını sizlerin yorumlarına bırakıyorum.

Ben burada hiçbir siyasetçinin savunuculuğunu da yapmak istemem. Zira, her zaman 1 tane iktidar var, geri kalan muhalefettir. Yani, her türlü övgüyü de, eleştiriyi de yapacak kurumlar ve siyasetçiler vardır. Bizlere de yapılan açıklamaları yazmak düşer. Onun için buralarda yaptığımız yorum “adalet duygumuzla” ilgili olup, kamuoyunu doğru bilgilendirmek adınadır.

Çünkü, başımıza seçtiğimiz insanların her yönüyle tanıtılması, anlaşılması her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu konu da gazeteleri ve gazetecilerin söylediklerini referans alanlar oluyor, ancak ben bununda doğru sonuçlar vereceğine inanmıyorum.

Neyise, konum geçmiş belediye başkanlarıyla ilgili de olup, bana ulaşan en çok konulardan birisi olan Ramazan Şimşek başkan dönemi olup, “niye yazmıyorsun?” diyerek arayan soran çok oluyor. İsminizle yazıyım deyince de kimse isminin açıklanmasını istemiyor. Bu duruma alıştım artık yadırgamıyorum.

Hani, Ramazan Şimşek başkan döneminde basın danışmanı ya da etkili/yetkili bir görevim olsaydı heralde “üzerimde hak’kı var” diyerek onu savunabilsem. Kendisini de 50 yıldan beri ailesiyle birlikte tanışırız. Komşuluk bağlarımız var. Ancak, yine de diğer yerel gazetecilerden ayrı tutmayarak gerek davetlerinde, gerek ilanlarında adaletli davrandığını söyleyebilirim.

Gerçi, Sadece Ramazan Şimşek başkan değil Fatih Duruay başkan çocukluk arkadaşım, aynı sınıfın lise de sıra arkadaşım olmasına rağmen o da gazetemizi hiç desteklemiştir. Burada Fatih başkanın kişisel tercihi değil, onun üzerinde etkisi olan yapının sonucudur bu. Ya da mahalleden seçilen çocukluk arkadaşlarım oldu birçok meclis üyesi olarak, hiçbiri bir gün gelipte “senin için ne yapalım ya da gazetene destek için şöyle mücadele verelim” diyen olmadı. Gerçi bende hiçbir başkana ya da meclis üyesine gidipte bir talepte bulunmadım.

Hiç farketmiyor, Gölbaşı’nın ilk ve uzun süreli gazeteci olmamdan dolayı hiç gündeme gelmeyen Eski Başkanları tarafsız gözle, siyasetine bakmadan gündemimize almamız, onları kamuoyuna tanıtmamız, hatta onlarla ilgili sosyal projeler yapıp, toplum önüne çıkarıp söyleşilere imza atmamız bile onlar için bir görevdi. Aslında bizim görevimiz değildi bu durum sosyal yanımız ve memleket sevdasından kaynaklanıyordu. Yakup Odabaşı başkanı da 30 yıldan beri tanırım. İlk dönem seçim sırasında da herkes karşısında dururken ben desteklerdim. Gölbaşı Ticaret Merkezi’nde kardeşi Baki ile birlikte Vestel ürünleri satan küçük bir beyaz eşya mağazası vardı. Öncesinde de seyyar esnaflığı olmuş.

Yani, bugüne kadar gelen belediye başkanlarının çoğunu yakından tanıyorum. Bu mesleğe başladığım 1989 yılında Başkan Erdal Eren idi, öncesi de 2-3 dönem Mümtaz Sarıtaş başkanlık yapmış. Erdal Eren başkanlık döneminde ilk gazetecilik yıllarımdı tecrübesiz şekilde yapıyorduk. Onlar siyaset yapıyordu, ben gazetecilik yapıyordum. Övgüyü de, eleştiriyi de yazıyordum. Çok defa yaptığım haberlerden dolayı İçişleri Bakanlığı müfettiş göndermişti.

Gölbaşının Sesi isimli gazete vardı. 2 sayfa fotoğrafsız şekilde yayınlanan onunla başlamıştım. Bir gün gazetenin benden habersiz hazırlanıp dağıtıldığını gördüm. Sadece ben ilgileniyordum ve Genel Yayın Yönetmeni olarak adım geçiyordu. Büroya da zaten kimse uğramazdı. Bir yazı işleri müdürü adı var ancak kim olduğunu bilmezdim.

Bir gün gazete benden habersiz basılmış ve dağıtılmış. Gazete manşeti dönemin belediye başkanı Erdal Eren ile ilgili iddiaları yazmış. Herkes gazetenin sorumlusu olarak beni biliyor ve bu dağıtılan gazete de sanki benim tarafımdan dağıtılmış gibi bir hâl almıştı. Bu durum düzeltmek için o günün koşullarında Erdal Eren başkana gidip gazete de yazan iddiaları tek tek sorup cevap aldım. Ben hemen bu gazeteyi matbaa da bastırdım, dağıttım ve sonrasında kendi tuttuğum sekretere istifa dilekçesini verip, o gün artık Gölbaşının Sesi ile ilişkimi kesmiştim. Tabi, sonrasından bazı konular gelişti, yazıyı uzatmamak için burada yazmıyorum.

Demek istediğim siyasiler cephesinden nelerle karşılaştık böyle ve ben bugün düşündüğüm noktaya geldim. Bu alanda önce rahmetli babamın mirasını yedim. Gölbaşı’na ilk renkli ofset matbaayı da ben kurdum ancak kimseden destek bulamayınca 1 yıl sonra kapattım. Bir de bu işe kredi ile girmiştim ki, tabiri caiz ise ekonomik olarak kendimi zor kurtardım.

Bu kadar olayları yaşarken hep tek başımaydım. Artık, 20-30 defa yazılarımdan dolayı açılan davalarla uğraşan da yine tek başıma bendim. Artık, fetöcularla, çetöcularla ilgili haberleri de yapan bendim ve bunlarla da mahkemelik olan, karşı karşıya gelen ben idim. Siyasilerden doğru dürüst hiç destek görmedim, ancak bazı Kaymakamlar ile bazı birim yöneticilerinin desteği de üzerimden eksik olmadı.

Ve birçok konuyu daha burada yazmıyorum. 35 yıllık mesleki birikim ve sosyal çalışmalar sonucu bugün kendimi yorgun savaşçı gibi hissediyor ve bu zamandan sonra halen bana “bunları niye yazmıyorsunuz?” diye soranlar olunca bir taraftan şaşırıyorum, bir taraftan da “haklılar” deyip bunları niye kimse konuşmuyor? diyerek siyaseti de sorguluyorum, vatandaşın duyarlılığını da sorguluyorum.

Konuya, Ramazan Şimşek başkan döneminde yapılanların neden anlatılmadığı şikayetiyle girmiştik, ben ondan dertli çıkmış gibi gazeteciliğimin başlanğıcından tutunda bugüne kadar gelen süreçte neler yaşadığımı anlattım. Demek ki, ben ondan dertliymişim!

Yine de, konunun özü olarak, Ramazan Şimşek başkan döneminde yapılan bir çok proje olduğunu yine söylüyorum. Bu projelerden;

Yakup Odabaşı Başkan döneminde ASELSAN’a verilen Kurban Kesim ve Fuar Alanı’ndan 500 bin civarı para alındığını, döneminde yapılan tramvay’ın sökülerek 400 bin liraya satıldığını, Üniversiteler Caddesi üzerinde yapılan 50 den fazla dükkan ve işyerinden sadece 4 tane kaldığı ve gerisinin SGK borcuna karşılık verildiğini doğru dürüst anlatan kimse yok.

Aslında, Yakup Odabaşı başkan belediye yi teslim aldığında en büyük şikayeti borçlar yüzünden olmuştu. Hatta, binaya pankart asarak duyurmuştu. Şimdi, ,bu borçların nasıl ödendiğini de anlatmak şeffaf bir yönetim açısından değil sadece, güvenilir bir yönetim açısından da önemlidir. Bu arada borçların çok büyük bölümü ödendiğine göre, “yaparsa Yakup yapar” sloganıyla tezahürat edenlerin haklı çıkacaklarını önümüzdeki zamanlarda göreceğiz. Gerçi ilçemizdeki siyaset genelde başkanların başarısız olması üzerine kurulu ancak bizler yine de başarılar dileyelim. Yapılan ilçemize yapılacaktır.

Yıllar önce başlayan Mogan Gölü temizliğine aklı eren bir kimse varsa bize yazsın. Fatih Duruay başkan döneminde Mogan Gölü temizliği bakanlık tarafından başlatıldı. 1.etap, 2. Etap derken milyonlarca m3 batak vb. çıkarılarak gölün temizlendiği söylendi. Sonra Ramazan Şimşek başkan döneminde etap temizliği diyerek devam edildi. Yakup Odabaşı döneminde de artık bakanlık desteği yeni bir proje olarak Atatürk Sahil Parkı sağ ve sol tarafı kıyı şeridi temizlendi. Kimse de demedi ki, bu milyonlarca m3 batak, çamur nereye nasıl döküldü/çekildi? Bu arada Fatih Duruay başkan döneminde bakanlık tarafından özel bir firmaya verilen göl temizliği işindeki araçta bakanlığınmış ve bakanlık bu aracı firmaya kiralamış! Arkadaş, yazsan kitap olur derler ya bu hikaye de öyle bir şey…

Neyise, bunları muhalefet siyasi partiler ve temsilcileri anlatmıyor, konuşmuyor. Aslında bizimde/benimde işim değil ancak gel görki bu adalet duygusu var ya benim başımı çok ağırıtıyor. Onun için fazla göz önünde olmak istemiyorum. Kendimi bu işlerden emekli edip, sorumlu ve zorunlu hissetmek istemiyorum!  Bu konular bizim dışımızda herkesin görevi olmasına rağmen kimse sorgulamıyor. Bize de böyle arasıra da olsa kayıtlara düşmesi için yazmak düşüyor.

Dediğim gibi, Ramazan Şimşek başkan döneminde Gölbaşı’na çok projeler yapılmıştır. Ancak, yapılan projelerde tek tek yok edilme/yok olma aşamasında gidiyor. Fatih Duruay başkan döneminde de ilçemizin köklü sorunları konusunda projeler yapıldı. Artık, Mogan Gölü temizlenecek diye kimse gündeme getirmiyor ya da Konya yoluna alt/üst geçit yapılsın diye kimse konuşmuyor. Bu köklü sorunlarda Fatih Duruay başkan döneminde iktidar gücüyle gerçekleşti…

Devamı sonraya kalsın…

Saygılarımla

Bayram Türkmez

09 Mart 2026

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları