Sahte cenneti boşverin, gerçeğe bakalım! Hatta, hakikatı soralım!!
Tutturmuşlar bir "Seksenler Akımı" diye sosyal medyada kendilerini gençleştiren dinamik ve yakışıklı ya da güzel gösteren fotoğrafları paylaşan arkadaşlar bir günlüğüne de olsa sanırım mutlu oluyorlar.

Bayram Türkmez
golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077Tutturmuşlar bir "Seksenler Akımı" diye sosyal medyada kendilerini gençleştiren dinamik ve yakışıklı ya da güzel gösteren fotoğrafları paylaşan arkadaşlar bir günlüğüne de olsa sanırım mutlu oluyorlar.
Ancak, gerçeklerden de kopmamak gerekiyor. Gerçeklere baktığımız zaman Koca göbekli, şişko, kalçalar arkaya çıkmış insanlar olarak karşımıza çıkıyor.
Ne olacak böyle bizim bu halimiz nüfusumuz ikiye katladı. Bir gerçek nüfusumuz var bir de sanal nüfusumuz oldu. Artık sosyolojik ve psikolojik değerlendirmeleri bu iki alanda da yapmamız gerekiyor.
Hangi nüfusumuzu ön plana alıp da sosyal sorumluluk projeleri sosyal açılım projeler üreteceğiz acaba!
Kalabalıkta yalnız kalmak böyle bir şey sanırım sosyal medyada yüzlerce binlerce arkadaşın dostun var ama yanında kimse yok. sosyal medyada en güzel giysilerle en güzel duruşlarla ya da model olan mankenler gibi fotoğraflarla kendimizi Bir günlüğüne de avutma ihtiyacı duyuyorsak, bunun sosyolojik boyutu araştırılmalıdır. ve ona göre gerçeklere dönüş projeleri hazırlanmalıdır!
Sosyal medyayı hareketli yaşam biçimi haline getiren (özellikle gençler) insanların, gerçekte hareketsiz hali! sadece fiziksel boyutuna değil Düşünsel ve ruhsal boyutuna da yeni bir şekil kazandırmakla kalmıyor, hastalıklara da davetiye çıkarıyor.
Bu konu sadece Sağlık Bakanlığı'nı ilgilendirmiyor, tüm bakanların ortak sorunudur.
Hele ki çocukların şimdiden internet ortamlarına alışmaları sosyal medyadan kopmamaları (hastalık) yeni bir nesilin geleceği kuşkusuzdur.
Doğadan ve topraktan
her geçen gün Kopuyoruz. Sadece onu yapmıyoruz ruh dünyamıza ve düşüncelerimize artık sosyal medya ana akımı yön vermeye başladı. Kendimizi Bu ortama teslim ettik. Yani makinelere!
Hani 20-30 yıl önce söylüyorlardı ya bizi makineler yönetecek diye, hatta filmleri vardı. Aslında yönetmeye başladılar.
Şimdi bu sosyokültürel yaşam bizleri nereye sürükleyecek? Ülkemizi ve milletimizin geleceğini nasıl etkileyecek? Dünya'nın geleceğini nasıl görmemiz gerekiyor? Gerçeklerle sanal alem arasında gidip gelen insan nasıl bir düşünceye sahip olacak? gibi pek çok soru halihazırda cevap bekliyor.
Gerçeklere baktığımız zaman başka! sanala baktığımız zaman bambaşka!
Yukarıda belirttiğim gibi yaşı ilerlemiş/yaşlı ancak gençliğinin fotoğrafını paylaşan insanlar, göbek bağlamış, kalça geriye çıkmış veya şişmanlamış ama böyle model manken tipli insanlar gibi fotoğraflar paylaşarak kendini san-al'da avutmak yalnızlığa çözüm mü?
Hiç iyi görmüyorum gidişatı sosyal projelerle ilgili çok faydalı olan sosyal medya/sanal ortam kişisel alanlara sadece müdahale etmiyor artık "benim emrinde siniz! "diyor.
Şişman olsanız bile ben sizi zayıf, yaşlı olsanız bile ben sizi genç, çirkin olsanız bile ben sizi güzel yaparım! diyor. Ve bizler bu durumu kabullenmişiz gibi, onun dediğini yapıyoruz!
80'ler akımı, 90'lar rüzgarı, 70'ler fırtınası... Bizim belleği mizi alıp götürüyor kendi proğramında. Keşke milli direncimizi diri tutacak proğramlarda sunsa bugün hep bir ağızdan "İzmir Marşı'nı" söylesek.
Ya da 13 Eylül'de zaferle biten 22 gün/gece süren Sakarya Muharebesi'ni hatırlatsa. Yabancı kelimeler altında esaret yaşayan Türkçe kelimelere özgürlük sunsa.
Dese ki; "Bu Türkçe kelime değil, lütfen Türkçe yazın/konuşun.Bu kelime senin gençlik/atalarının dili degil".... bu ve benzeri sosyal projeleri de görmek dileğiyle...
Saygılarımla
Bayram Türkmez
09 Eylül 2026

