GÖLBAŞI KARŞIYAKA MAHALLESİ TEPELERİNDEN BİR GÖRÜNTÜ
Şu anda depreme dayanıksız olduğu için yıkılacak olan dönemin İmam Hatip Lisesi (kırmızı bina) ve Hayırsever tarafından yaptırılan Cami/Minaresi... İmam Hatip Okulu binasının yanındaki L şeklindeki evlerde bizim yaşadığımız evler..

GÖLBAŞI KARŞIYAKA MAHALLESİ TEPELERİNDEN BİR GÖRÜNTÜ...Yıl 1975 -1980 arası (tahmini)
Şu anda depreme dayanıksız olduğu için yıkılacak olan dönemin İmam Hatip Lisesi (kırmızı bina) ve Hayırsever tarafından yaptırılan Cami/Minaresi... İmam Hatip Okulu binasının yanındaki L şeklindeki evlerde bizim yaşadığımız evler...
İnşaat Ustası olan rahmetli babam boş kaldıkça birbirine bitişik gecekondu yapmış. Tabi, benim de, büyük ağabeylerimde bu gecekondular yapılırken emekleri olmuş.
Hatırladığım kadarıyla duvarların örülmesi için tuğlaya pek para vermedik, tuğla ocaklarından dökülen tüm olmayan, bozuk/kırıntı tuğlaları arsamıza döktürdükten sonra seçerek onlardan da kullanıldı. Usta işi biliyordu.
Tabi, evlerin bazı duvarları da çimento ile değil sıvası samanlı çamur, duvarlarda yine balçıklı çamurla örülmüştü. Yokluklar içerisinde bu kadarla ancak kendimizi var etmeye, hayata tutunmaya! çalışıyorduk 1969 yılında göçüp geldiğimiz Çorum/Alaca'dan...
Haymana Yolu'nun kıyısında olan bu evlerden bir bölümü ve yola bakan bahçe de yine babaları Çorum'dan göçüp gelen, şimdi çiçekçilik ve oto tamirciliği yapan Mehmet ve Turan Can kardeşlerin idi... Şimdi, her taraftan apartman oldu, bahçeler yok oldu. O komşuluk ilişkilerin çoğu da beraberinde kayboldu gitti...
O dönemler herkes birbirini tanırdı. O yıllar her evin önünde meyve bahçeleri vardı ve o bahçelerden de her komşu yararlanırdı. Hele bizler çocuk iken girmediğimiz/yolmadığımız bahçe yoktu!
Bardakçı kardeşlerin, Çift Horoz Tuğla ve Kiremit Fabrikası'nında görüldüğü ve tepe gibi yığılan bugünkü Millet Bahçesi yapılan 4. parseldeki göletlerden çekilen Balçık toprağının üzerinde mahalle çocukları olarak oyunlar oynar, o tepe senin, bu tepe benim misali koşturur dururduk. Okul tatillerinde bu fabrika da çalışırdık, el arabasıyla fırına verilmek üzere balçığı kurumuş delikli tuğla çekerdik, kurumuşları toplardık ya da kamyonlara yüklerdik...
Hele bir de, haymana yolu kıyısında tozlu top/futbol sahamız vardı ki orada oynamayan çocuk/genç yoktu. Güzel anılarımız vardı, ancak acısını yaşadığımız anılarımızda oldu. Canımız sıkılırsa Haymana Yolu'ndan geçen arabaları markalarına ya da renklerine göre iddilaşarak sayardık.
Bu fotoğrafı kim çekti bilmiyorum ancak instegram sayfasında var olan gölbaşıensonhaber isimli sayfa dan aldım.
Fotoğraf Almanya'dan o dönem kesin dönüş yapan, her türlü teknolojiyi yakından takip eden Ballıkpınar'lı Ünal Okan abinin evinin oradaki tepeden çekilmiş gibi duruyor...
Sevgilerimle... Bayram Türkmez







