Gölbaşı’nda bir şölenin ardından…
Şölenin ilk tanıtım afişinde Gölbaşı Göller ve Sevgi Çiçeği Şöleni olarak adı geçti sonrasında gelen afişlerde Andezit’te yer alarak eski ismiyle devam etti.

Gölbaşı’nda bir şölenin ardından…
Gölbaşı Belediyesi tarafından Gölbaşı’nın değerlerini tanıtmak amacıyla düzenlenen Göller, Andezit ve Sevgi Çiçeği Şöleni sona erdi.
Şölenin ilk tanıtım afişinde Gölbaşı Göller ve Sevgi Çiçeği Şöleni olarak adı geçti sonrasında gelen afişlerde Andezit’te yer alarak eski ismiyle devam etti.
Bana göre, ilk çıkan tanıtım afişinde olduğu gibi Gölbaşı Göller ve Sevgi Çiçeği Şöleni doğru olanıydı zira ilçemizde Andezit Taşı üretenler azaldığı gibi, kalanlar ise taşları başka İlçe ve İllerden getirerek faaliyetlerine devam ediyor. Bu konunun daha tesirli durumu ise Andezit Taşçılara Belediye Başkanı Dr. Cevdet Kara döneminde verilen alanların ilçemizde taşın tükenmesi nedeniyle konut alanına dönüştürülmesi için imar planlarında değişiklik yapılmasıydı. Bu çalışmalar Ramazan Şimşek başkan döneminde Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nda bekliyordu.
Artık, taşçılar kendini tasfiye ediyor, Dr. Cevdet Kara döneminde milli emlaktan belediye ye alınan araziler taşçı esnaflarına 5’er dönüm olarak paylaştırılmış ve uygun şartlarda taşçılara satılmıştı. Belediye buranın altyapısını da yaparak teslim etmişti. Aradan 20 yıl geçti, bölge de taş tükenince bu 5 dönümlük arazilerin konut alanı olarak plan değişikliği yapılması konusunda taşçıların talepleri oldu. Bu konu da da belediye bir çalışma yaparak ilgili kurumlara sunmuştu. En son ne oldu bilmiyorum.
Buradan bakınca taşçılar madem kendini böyle tasfiye ediyor o zaman şenliklerde, şölenlerde Andezit’i kullanmaya gerek yok. Bu konuda ki düşüncem böyle.
Diğer taraftan sanatçılar her zaman olduğu gibi ilgi odağı oldu ve değerlerimiz tanıtımın önüne geçti. Her zaman bu durum yaşanıyor zaten etkinliğin adı da “şölen” olunca bu durumun böyle olacağı ortadadır. Ancak, Gölbaşı’nın yerel müzisyenleri kendilerine bu şölende yer verilmediği gerekçesiyle alınmış ve bir duyuru ile belediye yönetimine sitem etmişlerdir.
Birara dernek filanda kurmuşlardı sanırım yürütemediler ilçemizdeki yerel müzisyenler böyle olunca etkileri az oldu diye düşünüyorum. Bence, yerel müzisyenlerin Gölbaşı adına türküler yakıp, Gölbaşı adına şarkılar üretip, derlemeler yaparak kendilerinden sık sık söz ettirmeleri lazım. Sitem eden yerel sanatçılarımızın çoğu saz/bağlama çalıp söyleyen insanlarımız.
Gazetemizde ve sosyal medyalarımızda yaptığımız haberlere karşı yapılan yorumlara baktığımızda Gölbaşı Belediyesi’nin 2024 yılında çok borçlu olduğu ve Başkan Yakup Odabaşı’nın bu borçlardan dolayı çok şikayet ettiği, kamuoyuna afişler yaparak duyurduğu ve bugün bunların unutulup şenlik yapıldığı eleştirileri de yerini aldı.
Bu konuya bizde tanıklık ettik, Başkan Odabaşı çok borçlu olunduğunu sık sık açıklamış önceki belediye başkanı Ramazan Şimşek’in ağır borç yükü bıraktığını söylemişti. Ancak, sonrasında yine bu borçların çoğunun Ramazan Şimşek döneminde yapılan dükkanların satılmasından, Fuar ve Hayvan Pazar alanının Aselsan’a devir edilmesinden, Yapılan tramvay hattının bozularak, tramvayların Şanlıurfa Belediyesi’ne satılmasından vb. elde edilen gelirler ile ödendiğinden hiç bahsetmedi.
Gölbaşı Belediyesi bugün ünlü sanatçıları da getirip bir şölen yapabiliyorsa demek ki borçlar tükendi ya da hükümet destekli yeni projelerin gündeme geleceğinin işaretidir. Bu durum da Gölbaşı için bir şanstır.
Siyasilerin durmadan parti değiştirmesi beni artık şaşırtmıyor. Zira, hepsi de seçim yasasından kaynaklanan haklarını kullanıyor. Zaten, kimse de şikayetçi değil ilgili kanun ve yasadan onun için herşey normalinde seyrediyor. MHP, İYİPARTİ, CHP ve son olarak AKPARTİ ye geçen Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın kişisel bir ağırlığı olduğu da ortadadır.
Neyise, biz konumuz olan şölene dönelim. Şimdi bu şölen için kaç lira masraf yapıldı? diye sorsak biliyorum ki bir cevap gelmeyecektir. Çünkü, geleneksel olduğu söylenilen ancak kaçıncı yılı olduğu yazılmayan, hatta bazı belediye başkanları döneminde sekteye uğrayan/yapılmayan bu şenlik dönemlerinde hiçbir yönetici kaç lira masraf edildiğini açıklamadı.
Bu konuların yanısıra 1921 yılında Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşti.
Yani, Bu şölen olurken 1921 yılının Eylül ayı 9-10-11-12. günü de yakın muharebe yapılıyordu ve 13 Eylül tarihinde zafer kazanmıştık.
Bu şölen 13 Eylül'e denk getirilerek bu toplanan kalabalığa da milli ve yerli duruş söylemleri, milli mücadele ruhunun diri tutulması ile yansıması konusunda da konuşmalar yapılabilirdi. Oraya toplanan gençlere anlatmak için bir fırsattı.
Zira, Sakarya Muharebesi’nin sadece Haymana’da değil, Gölbaşı’nda da izleri var. Çayırlı bölgesinde şehitler ve dönemin askeri hastanesi olarak kullanılan alan var.
Bu konu belli ki kimsenin aklına gelmemiş ya da gelse de ihtiyaç duyulmamış.
En çok ihtiyacımız olan milli ruh direncini yüksek tutacağımız bu zamanda yanıbaşımızdaki milli hikayeleri yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak hakikaten çok değerli olacaktır.
Bu konu da düşüncelerim böyle olup, kaçıncı yılı olduğu belli olmayan ancak geleneksel denilen bu şölenin gelecek yıllarda ilçemizin değerlerinin daha iyi tanıtılıp, halkımızın sahiplenmesi dileğiyle sevgi ve saygılarımı sunarım.
Bayram Türkmez
13 Eylül 2026
NOT- 22 gün/gece süren muharebe de, Sakarya Zaferimiz kutlu olsun. Bu muhabere de en çok asker kayıbı verildi, Türk milleti varını yoğunu bu savaşa döktü. Ve Atatürk'ün dehasıyla Türk tarihi açısından bir büyük önemi de 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması'ndan beri devam eden Türk savunma ve geri çekilme sürecinin nihayet ilk kez Sakarya Zaferi ile son bulmuş olmasıdır. Bu toprakları bize vatan kılan kahramanlarımızın ruhları şad olsun.




