İLÇEMİZDE SİYASİLERİN YAPTIKLARINI SORGULAMAK GEREKİR!
Yapılan bir yanlış çalışmadan geri dönüşü çok zor oluyor, onun için tartışılmadan, konuşulmadan bu konularda “biz yaparız, ederiz “ mantığının bedelini hep Gölbaşılılar ödeyecek. Yapacaksanız Bahçelievler Mahallesi ve G.O.P Mah. Kentsel dönüşüm başlat

İLÇEMİZDE SİYASİLERİN YAPTIKLARINI SORGULAMAK GEREKİR!
İlçemizde 24 yıldan beri Kütüphane Müdürü olarak görev yapan Özbey Uçak’ın kaleme aldığı “Kütüphane tozunda filizlenmek” adlı kitabı Gölbaşı’na kazandırılan önemli bir eser olup, bu eserde ilçemizdeki birçok sosyal insanında adı geçmektedir.
İlçemiz özgün kütüphanesine de böyle bir eser kazandırdığı için kendisine teşekkür ederim. Ayrıca, gazetemize göndermiş olduğu benimle ilgili düşünceleri için de teşekkür ederim. Çok güzel değinmiş, güzel bakmış güzel görmüş. Mesleki ve Sosyal yansımaları ile vermiş olduğumuz Türkçe konusundaki mücadeleyi de ıskalamamış. Bu konuda ki desteği için de teşekkür ederim.
Gölbaşı ile ilgili kitaplara bizim siyasiler pek ilgi duymuyor. Meclis üyelerinin çoğunun umurunda bile değil.Oysa ki, Gölbaşı konulu her kitabı ilk önce okumak ilçemizde siyasi ve sosyal insanların keyfiyeti değil sorumluluğudur. Zira, yazılanlar Gölbaşı içindir.
Bu durumu ben “Gölbaşı Öyküleri” isimli kitabım ile İlçe teşkilat yöneticileri ve meclis üyelerinin çoğunun okumadığını fark ettim. Okuyanlara da teşekkür ederim.
Okuyanlardan birisi de Meclis Üyesi Ali İhsan Güçlü olup, mecliste uzlaştırmacı söylemleriyle göze batan, biraz eğitimden bahsederek kendini fark ettiren, bazen tarihe dokunarak köklerimizi hissettiren bir duruşu var. Bu duruşunu severim ancak son meclis toplantısında Seğmenler yerine Seymenler kelimesini kullanmak hoşuma gitmedi. Tarihi köklerinden bir harf koparılmış, kale surlarından bir taş düşürülmüş gibi hissettim.
Gazeteci Özcan Aydoğdu’nun yazdığı haberde aynen şu cümleler var. “Toplantıda BBP Grup Başkanvekili Ali İhsan Güçlü’nün önerisiyle Güney Park bölgesinin isminin "Seymenler Parkı" olması ve bölgede Ankara mimarisine uygun bir kültür merkezi kurulması kararı destek gördü.”
Seğmenler ve Seymenler arasında ne kadarda fark yok dense de Ankara Kulübü son yıllarda Büyükşehir Belediyesi desteğini de alarak “Seymenler” rüzgarı estiriyor ve kamu desteğini gören bazı sosyal ve siyasi oluşumlarda sanki kelimenin özü buymuş gibi aynı yolu takip ediyor.
Halbuki özü “Seğmenler” olup, bununla ilgili ilçemizde bir de mahallesi var. Seğmenler Mahallesi ya da Ankara Büyükşehir Belediyesi Seğmen Su var. Ya da birçok tarihten gelen sözler, yazılar var. Ankara Kulübü “Seymen” diye diretip böyle yazdığı ve söylediği için neden değişiyor? Ankara Kulübü yöneticileri kim? Yönetiminde siyaset olan özel bir oluşum. Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’’nın aday olmasında etkili olan, Büyükşehir Belediyesi desteğini alarak hergün güçlenen (güçlenmesinden rahatsız değilim, daha da güçlensin ancak Türkçe'yi de korusun) bu oluşum neden Seğmen demiyorda Seymen kelimesini kullanıyor?
Bunu TDK ya da sordum. TDK resmiyette Seğmen olduğunu belirterek, özel kurumlara müdahale edemediklerini belirtti. Ankara Kulübü yöneticilerine de bir sosyal medya yazışmasın da neden seğmen değil de seymen? diye sordum “ne farkeder!” dediler.
Ancak, ben köklü kelimelerin, özellikle de (ğ-g) harfleri olan tarih kokan kelimelerden bir harf bile eksilmesinden/değişmesinden rahatsız oluyorum. Sadece o değil ki, Kağan yerine Kaan denilmesinden de rahatsız oluyorum. Neden Kaan! Neyse ki, buna zorlama olarak başka bir anlam bulduk bari de, köklü tarimizden gelen Kağan kelimesini korumanın yolu olarak gördük. (g-ğ) harfleri üzerine tarih stratejileri oyunları oynandığına inanıyorum. Sanıyorum yıl 2007 idi, Nüfus Müdürlüğü'nde yeni doğan bebeklere Kağan ismi vermek isteyenlere Kaan yazılıyordu. Bunu şikayet konusu yapmışlardı gazetemize, sorduk müdüre konuyu doğruladı ve sistemden kaynaklı denildi. Konuyu o dönem Hürriyet köşe yazarı Sayın Yalçın Bayer'e yazdım, anlattım. Sağ olsun gündemine alıp gazete de yazmıştı. Sonrasında sistem düzeltilmiş ve (ğ)) harfi yeniden gelmişti. Bu konunun kaynağı neydi, kaynağında ne vardı tam araştıramadım ancak böyle bir durum da yaşadık. Onun için bu (G-Ğ)) harfleri beni hep etkiler.
Diyeceğim o ki, Belediye meclis üyesi Grup Başkanvekili Ali İhsan Güçlü neden bu önergeyi verme ihtiyacı duydu? Oysa bu konulara pozitif fark yaratan bir siyasetçi olarak duruyordu. Bana göre yanlış olmuş ve şimdi damlaya damlaya göl olur misali, bugün park ismi, yarın mahalle ismi değişir gider derken bir bakmışsınız ki , köklü tarihimizden gelen Seğmen kelimesinin yerinde yeller esiyor. Olmuş Seymen!
Bu arada bu Seymen! kelimesinin kökü nereden geliyor? Bilen var mı? Ben bulamadım bir söyleşide dinlemiştim SEYM anlaşması diye. O da 1918 yılında Ermenistan-Gürcistan ve Azerbaycan’ın (dönemin SSCB) Rusya’ya karşı yapmış olduğu ortak anlaşmanın adı olarak geçiyor.
Neyise bilen yazsın ancak ben Seğmen adının değişmesine karşıyım ve olanlara karşı koyacak gücümüz yok.
Bir diğer konu da yine meclis toplatısında Belediye Başkanı Yakup Odabaşı bir meydan yapımından, yol genişlemesinden vs. vs bahsederken Gölbaşı 75.yıl Ögretmen Evi’nin kaçak olduğunu belirtip yıkılması gerektiğini söylemiş. Bunu da aynı haber içerisinde okuyoruz. Kökleri bu topraklara bağlı olmayan, köklü tarihimizin gün yüzüne çıkmasına, yaşamasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına fırsat vermez.
Neyise ki, Başkan Yakup Odabaşı’nın köklerinin bu topraklara bağlı olduğunu bildiğim için bu talihsiz konuşmada direteceğini düşünmüyorum. O öğretmen evi Gölbaşı'nda ayakta kalan tek tarihi yapısıdır. ( İlçemizin sosyal insanı Hulusi Gürpınar bu konularda niye sessiz kalıyor? Bence en çok o ses vermelidir) Bu yapıyı yaşatman gerekirken “bunu yıkıp, yerine başka yerde daha modern bir yapı yapacağım” demek bir hata olur.
O bina Kaymakam Abdullah Durukan zamanında restore edildi. Cumhuriyetin 75.yılı anısına da ismi öyle kondu. Bu yapıyı yıkarsanız tarih sizi affetmeyecektir. Tıpkı, Dr. Şerafettin Tombuloğlu Lisesi binasını yıkanlar ve yıkılmasına neden olanlar gibi... Gölbaşı merkezde anılarla yüklü hiçbir eser yaşamayacak. Meydan yapacaksan bunun ne zararı var. Atatürk Sahil Parkı’nın girişini hayırsever bir vatandaş (Ahmet Andiçen)) Kültür Merkezi yapılması şartıyla hibe etmişti. Bu arazi ve kültür merkezi ne oldu? Dönemin belediye başkanı Erdal Eren çıkıp bu konuları konuşmalıdır!
İlçenin tarihi dokusunu değiştirecek eylem ve söylemlerden kaçınılmalıdır. Bakın, bugün Şehit Ali Gaffar Okkan Caddesi’nin bulunduğu caddenin Jandarma komutanlığından Osman Tan istasyonuna kadar giden bölümün ismi FABRİKA CADDESİ idi. Niye öyleydi. Zira, ilçenin kuruluşunda, ilçenin nüfus artışında, ilçenin gelişmesinde orada bulunan bir fabrika vardı. Çift Horoz Tuğla ve Kiremit Fabrikası. İnsanlar, neden fabrika caddesi? diye sorunca orada bir fabrika olduğu anlatılır, tarihsel bağlantı kurar ve o fabrika da binlerce insanın anısı hatırlanırdı, emek vardı. Sen yaşadığın bölgeyi marka yapacaksan zaten tarihiyle, sanatıyla, edebiyatıyla yapacaksın. Durmadan meclisten imar planları değiştirmek vs. değil.
Bu arada, bu siyasilerin imar konusunda yaptıklarını vatandaşlar bilse güler.
Gölbaşı Hasan Celal Güzel Halk Kütüphanesi var. Bu kütüphanenin binası kültür bakanlığına ait ancak arsası nere gitmiş? Bu kütüphanenin arsası niye yok? Bunun hesabını kimse sormuyor. Bunu ilçe milli eğitim müdürlüğü bile bir dava konusu yapmadı sanırım.
Yıkıp yapmakla bu işler olmuyor, modernlik öyle olmuyor. Zaten modern diye bir kelime kullanmakta hata onun yerine Evrensel değerler demek daha sahicidir.
Buradan Dr. Şerafettin Tombuloğlu Lisesi anlaşmasını yaparak yıkanlara da ve diğer siyasilere de sesleniyorum.
Hani, bu okul yıkılmadan önce başka alanlara 2 ayrı okul daha yapılacaktı da, ondan sonra yıkılacaktı. Ne oldu bu okullar yapıldı mı? Yapılmadıysa neden yapılmadı? Birde yapılacak okul için tahsis edilen arsa da yine bir hayırsever aşevi kurulsun diye arsasını hibe etmişti, binası da yapılmıştı. Ne oldu bunlar, nereye gitti?
Bu süreçleri bir anlatında hem okuyucularımız hem de bizler daha net anlayalım. İlçemizdeki hayırsever insanların hayırları bir hastane yapımında çar cur edildi, birde böyle konularda. Bu hayırsever insanların kıymetlerini de bilmek lazım.
Yapılan bir yanlış çalışmadan geri dönüşü çok zor oluyor, onun için tartışılmadan, konuşulmadan bu konularda “biz yaparız, ederiz “ mantığının bedelini hep Gölbaşılılar ödeyecek. Yapacaksanız Bahçelievler Mahallesi ve G.O.P Mah. Kentsel dönüşüm başlatın. Madem bakanlığında desteğini alıyorsunuz!
Yazım daha da uzayıp gidecek, gelecek açıklamalara karşı belki yeni bir yazı ile devam ederim.
30 Haziran 2026
Selamlar ve Saygılar sunarım
Bayram Türkmez
Not. : Bu arada seçilmişlerin parti değiştirmeleri tam hızıyla gidiyor. Gölbaşı’nın da bundan etkilendiğini var sayıyorum. Seçim yasası değişmeden/seçileceklere kriterler getirilmedikten sonra bu konular bitmez. Maalesef seçim yasası değişmesini de ne iktidar ne de muhalefet gündemine alıyor.



